Göz Kapağı Şişmesi Neden Olur ? Göz Kapağı Şişmesi Nedenleri Nelerdir? Göz Kapağı Şişmesine Ne İyi Gelir ? ve Göz Kapağı Şişmesi Tedavi Yöntemleri Hakkında yazılar.

21 Mart 2099 Cumartesi

Göz Kapağı Şişmesi Nedenleri ve Tedavisi

Göz Kapağı Şişmesi Nedenleri

Göz Kapağı Şişmesi Nedenleri ve Tedavisi


            En hayati organlarımız arasında yer alan gözümüzü dış etkenlerden koruyan göz kapaklarımız aynı zamanda estetik bir görünüm için de önem taşımaktadırlar. Göz kapaklarımız da yaşanan şişme rahatsızlıkları hem göz sağlığımızı hem de dış görünüşümüzü olumsuz etkileyen sağlık sorunlarıdır. Aynı zamanda göz kapaklarında meydana gelen şişlikler vücudumuzdaki başka rahatsızlıkların belirtisi olarak da ortaya çıkabilmektedir.

 Göz Kapaklarında Meydana Gelen Şişliklerin Nedenleri


            Cinsiyet fark etmeksizin hem erkeklerde hem de kadınlarda görülebilen göz kapağı şişmesi; göz içerisindeki bağ dokuların iltihaplanması veya bu dokularda ödem oluşması ile meydana gelmektedir. Oluşan bu iltihap ve ödemlerin nedenleri ise oldukça farklı etmenlerden oluşmaktadır. Bu etmenler arasında en sık karşılaşılanları ise aşağıda belirtildiği gibidir.

 - Alerjiler:

            Göz kapağı şişmesi rahatsızlıklarında en sık görülen neden olan alerjiler; bireyin bünyesinin çeşitli uyaranlara karşı tepki göstermesi sonucunda oluşurlar. Özellikle bahar aylarında polenlere karşı alerjisi olan bünyelerde çok yaygın bir biçimde görülen göz kapağı şişmesi; cilt için kullanılan kozmetik ürünleri sayesinde de görülebilmektedir.

 - Göz Enfeksiyonları:

            Çeşitli dış etmenlerden ötürü oluşan göz enfeksiyonları da göz kapaklarında şişlik meydana getirmektedirler. Göz içerisinde toz veya yabancı cisim kaçması sonucunda ortaya çıkan göz enfeksiyonları aynı zamanda cilt temizliğine dikkat edilmediği durumlarda da sıklıkla görülmektedir.

 - Göz Yaralanmaları:

            Göze dışardan gelen fiziki darbeler nedeniyle meydana gelen göz kapağı şişlikleri de önemsenmesi ve acil müdahale edilmesi gereken konular arasında yer almaktadır.

 - Konjunktivit:

            Göz nezlesi olarak da bilinen konjunktivit rahatsızlığı da göz kapaklarında ödeme neden olmaktadır. Bu ödemler bünyenin söz konusu rahatsızlık nedeniyle verdiği tepkidir.

 - Kontakt Lens Kullanımı:

            Günümüzde gerek gözlüksüz bir görme deneyimi ve gerekse estetik amaçlı kullanılan kontakt lensler; talimatlarına uygun kullanılmadığı zaman göz kapağı şişmesi meydana getirebilmektedirler. Özellikle günlük temizliği yapılmayan lenslerin kullanılması ve gece yatarken lenslerin gözden çıkartılmaması göz kapaklarında ödem oluşumuna neden olmaktadır.

 - Blefarit Hastalığı:

            Halk arasında göz yangısı veya göz kapağı yangısı olarak adlandırılan blerafit rahatsızlığı göz kapaklarının iç bölgelerinde iltihaplanma meydana gelmesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Blefarit hastalığının asli belirtileri arasında göz kapaklarında meydana gelen şişme şişlikler yer almaktadır.

            Yukarıda belirtilen etmenlerin dışında yaklaşık 80 adet olgu göz kapağı şişmesi nedenleri arasında yer almaktadır. Göz kapağı şişlikleri nedeni her ne olursa olsun bireyin yaşamını kısıtlayan ve yaşam kalitesini oldukça düşüren rahatsızlıkların başında gelmektedir. Göz kapağı şişliği nedeniyle geçici görme kaybı veya görme kısıtı yaşayan bireylerin psikolojik yapıları da bu durumdan olumsuz etkilenmektedir.

            Ayrıca göz kapağı şişmesi nedenleri arasında beslenme alışkanlıklarının da önemli rolü bulunmaktadır. Vücudun ihtiyacı olan miktardan fazla tuz tüketimi gözlerde ödem oluşmasına neden olmaktadır. Ayrıca asitli içeceklerin fazla tüketilmesi de göz kapağında şişlik meydana getirmektedir.


Göz Kapağı Şişmesi Tedavi

 Göz Kapaklarında Oluşan Şişlikler İçin Tedavi Yöntemleri


            Göz kapaklarında meydana gelen ödem oluşumlarının tedavilerinde ödemin oluşmasına neden olan göz kapağı şişmesi nedenleri belirleyici olmaktadır. Bu nedenle göz ödemlerinin ve şişliklerinin tedavisi için hekiminiz ilk olarak hangi nedenden ötürü göz kapağınızda şişlik meydana geldiğini araştıracaktır. Doğru tanı konulduktan sonra göz kapağınızdaki şişliğin giderilmesi ve ödemin atılması için gerekli tedavi uygulanacaktır.

            Bu konudan muzdarip olan pek çok hastanın aklına takılan ilk soru doğal olarak göz kapağı şişmesine ne iyi gelir sorusu olmaktadır. Göz kapaklarınızda meydana gelen şişlikler ve ödem oluşumları için doktorunuz şişliğin nedenine bağlı olarak evde kolaylıkla uygulayabileceğiniz ilaç tedavilerini önerecektir. Ayrıca bu tedavilere ek olarak göz sağlığına yararlı diğer yöntemleri de doktorunuzun kontrolünde uygulayarak göz kapağı şişliklerinden kısa süre içerisinde kurtulmanız mümkündür.

            Aşağıda sizler için göz kapağı şişliği tedavilerinde uygulanan yöntemleri derledik. Bu yöntemler düzenli bir şekilde uygulandığında göz kapağı şişlikleri için çözüm sağlamaktadır.

 * Soğuk Kompres Uygulamaları:

            Göz kapağı ödemlerinin tedavisinde ödem oluşan bölgeye soğuk uygulama gerçekleştirmek evde kolayca uygulayabileceğiniz bir tedavi yöntemidir. Bu yöntemde ödem oluşan bölgeyi soğuk su ile yıkayabilir veya ödem oluşan bölgeye buz kompresi uygulayabilirsiniz. Buz kompresi uygulamalarında buzun cilt ile doğrudan temas etmemesi için havlu vb. cisimler kullanabilirsiniz.

 * Antihistaminik İlaçlar:

            Göz kapağı ödemlerinin nedeni alerjen etkilerden kaynaklanıyor ise hekiminiz tarafından antihistaminik ilaçlar önerilecektir. Söz konusu ilaçların doktorunuz tarafından belirtilen periyotta ve dozda alınması ödemlerin yok edilmesi sürecinde etkin bir rol oynamaktadır.

 * Antibiyotikler ve Diğer İlaçlar:

            Göz nezlesi ve göz içi iltihaplanmaları nedeniyle oluşan göz kapağı ödemlerinin tedavisi için hekiminiz tarafından antibiyotik ilaçlarla tedavi uygulanacaktır. Ayrıca tedavi sürecinde destekleyici antienflamatuar ilaçlar da ödemlerin tedavisi için tercih edilen ilaç tedavi sürecinde etkin rol oynamaktadırlar.

 * Lens Kullanımının Yasaklanması:

            Göz kapağı şişmesine ne iyi gelir konusunda uygulanan diğer bir tedavi yöntemi ise kişinin lens kullanımına tedavi sürecinde ara vermesidir. Bu durum ilaçların daha etkin bir biçimde uygulanabilmesi ve tedaviden maksimum verim elde edilmesi açısından önem taşır. Ayrıca ödemlerin lens nedeniyle oluşan reaksiyonlar sonucunda meydana geldiği durumlarda doktorunuz lens kullanmanızı tamamen yasaklayabilir.

 * Çay Kompresi:

    Göz ödemlerinin bitkisel yöntemle tedavisinde en etkili araç; ödem bölgesine çay kompresi yapılmasıdır. Bunun için piyasada hazır satılan poşet çayları sıcak suda bekletip cildimizin dayanabileceği ısıya kadar soğuttuktan sonra ödem olan bölgeye uygulamanız ödem tedavisinde başarılı sonuç verecektir. Özellikle alerjik nedenlerden kaynaklanan göz şişliklerini azaltan çay kompresi günde üç sefer uygulanmalıdır.

Göz Kapağı Şişmesi

 Göz Şişkinliklerine Karşı Alınması Gereken Önlemler


            Söz konusu ödemlerin tedavi süreçlerinde göz kapağı şişmesine ne iyi gelir sorusunun cevabı kadar göz kapağı şişkinliği yaşamamak için ne yapmak gerekir sorusu da büyük önem taşımaktadır. Bu konuda uzmanlar göz ödemlerinin meydana gelmemesi için bireylerin bazı hususları kural addederek göz sağlığı konusunda uygulamalarını tavsiye etmektedirler.

            Eğer işiniz icabı sürekli tozlu olan bir alanda bulunmak zorunda kalıyorsanız mutlaka koruyucu gözlük takmanız gerekmektedir. Aksi halde havada uçuşan toz zerrecikleri göz kapağına kaçarak iltihap ve ödem oluşumuna sebep olurlar.

            Eğer görme bozukluğunuz varsa mutlaka gözlük kullanarak görme bozukluğunu ortadan kaldırmanız gerekmektedir. Gözün uzağı ve yakını iyi göremediği durumlarda gözü ovuşturmak ödem oluşumuna sebebiyet verecektir.

            Ellerimizin temizliği göz sağlığında büyük önem taşır. Tozlu ve kirli yüzeylerle temas eden elimizi yıkamadan gözümüze temas ettirmek başta ödem olmak üzere çok çeşitli göz rahatsızlıklarına neden olmaktadır.

            Lens kullanırken mutlaka lenslerin temizliği günlük olarak yapılmalıdır. Ayrıca lensler mutlaka gece yatarken çıkarılmalı ve lens ile verilen dezenfektan sıvısının içerisinde muhafaza edilmelidir. Bu sayede lens üzerine toz ve kir zerrelerinin yapışması engellenmektedir.

            Beslenme alışkanlıklarına dikkat etmek de göz ödemlerinin oluşmaması için önem taşır. Özellikle aşırı tuzlu yemek yememek ve vücutta ödeme neden olan diğer besinleri tüketmemek hem göz hem de kalp sağlığınız açısından önemlidir.

            Göz için kullanılan kozmetik malzemeleri seçiminde sağlık bakanlığı tarafından onaylanmış ürünleri tercih etmeniz de gözünüzü ve cildinizi hastalıklardan koruma konusunda etkilidir. Göz sağlığı alanında dikkat edilmesi gereken en önemli husus ise düzenli olarak göz muayenesi yaptırmanızdır.

25 Nisan 2017 Salı

Presbyond Ve Vitreolizis Nedir ?

presbyond tedavisi

Presbyond Ve Vitreolizis Nedir?


Presbiyopi Nedir?


            Presbiyopi, özellikle 45 yaş sonrasında ortaya çıkan ve yakın mesafeyi görememe rahatsızlığı olarak adlandırılan bir göz hastalığıdır. Tıbbi olarak açıklaması ise göz merceğinin uyumu ile gözün odağını değiştirme becerisini kaybetmesidir.

            Presbiyopi özellikle kırklı yaşların başlangıcında kendisini belli etmeye başlamaktadır. Hastaya vermiş olduğu rahatsızlık hipermetrop rahatsızlığına sahip olan kişiler ile aynı dereceye sahip olmaktadır. Presbiyopinin 3 adet tipi vardır. Hafif, orta ve ağır olarak ayrılan Presbiyopi’nin son aşaması ağır olan tiptir. Bu tip hastalar yakını hiçbir şekilde görememekte ve yakın görüşünü tamamen kaybetmektedir.

            Hafif ve orta tip presbiyopi rahatsızlığına sahip olan bireyler zaman zaman yakın görüş odağını kaybetmekte ve halk ağızı ile gözde buğulanma yaşamaktadır. Bu buğulanmanın tek sebebi gözün odağını ayarlayamaması ve dolayısı ile bulanık görmesinden kaynaklanmaktadır. Kırklı yaşların başlangıcında kendisini belli etmesinin sebebi zaman içerisinde göz kaslarının yorulması ve eskisi kadar iyi çalışmamasından oluşmaktadır.

 Presbiyopinin Belirtileri Nelerdir?


            Presbiyopi rahatsızlığına sahip olan bireyler, ışıklı veya ışıksız ortamlarda yakın görüş mesafesi içerisinde iken yazı okumakta zorlanıyor ise bu presbiyopinin ilk belirtisidir. Hastaların büyük bir çoğunluğu ışıklı ortamlarda 50 cm.den daha fazla yakınlaşılan cisimleri göremediklerini dile getirmektedir.

            Bir diğer belirtisi uzun zaman dikkate alınmayan presbiyopi sebebi ile şakak ve alın bölgesinde oluşan baş ağrılarıdır. Fazlasıyla yorulan göz kasları ağrı yapabilmektedir. Bu da baş ağrısı olarak hissedilmektedir. Yakın görme rahatsızlığından şüphelenen her vatandaşın doktor kontrolünden geçmesi şarttır.

 Presbyond Tedavisi Nedir?


            Presbiyopi rahatsızlığının tedavisi hastaların tipine göre değişmektedir. Yakın görüşünde güçlü problemler yaşayan kişiler için uygulanan ve en çok bilinen tedavi yöntemi presbyond olmaktadır. Presbyond, cerrahi bir işlemdir ve lazer tedavisi olarak da adlandırılabilmektedir. Presbyond yöntemi ile yakın görüşünde güçlük çeken birçok hasta tedavi edilebilmekte ve eski sağlıklarına kavuşabilmektedir. Lazer sayesinde çizilen kornea bölgesi ile odak noktası düzeltilmekte ve gözün eski odak yeteneğine kavuşması sağlanmaktadır. Hastanın rahatsızlık boyutuna göre bu işlem 45 dakika ile 1 saat arasında gerçekleşebilmektedir. En hızlı ve güvenilir göz cerrahisi yöntemlerinden biri olan bu yöntem birçok göz hastanesi tarafından uygulanabilmektedir.

vitreolizis 

Vitreolizis Nedir?


            Vitreolizis tıpkı presbyond yöntemi gibi cerrahi bir göz operasyonudur. Bu operasyon ile halk arasında göz önünde siyah lekeler oluşması rahatsızlığı veya siyah noktalar oluşması rahatsızlığı tedavi edilebilmektedir. Tıpkı presbyond yöntemi gibi lazer teknik ile uygulanan vitreolizis tedavisi ile hastalar gözlerinin önüne gelen siyah lekeler ve noktalardan kurtulabilmektedir.

            Presbiyopi gibi kırklı yaşların başlangıcında görülen bu rahatsızlığın en etkili tedavisi vitreolizis yöntemi olmaktadır. Halk arasında bu rahatsızlık için gözde cisim uçuşması, gözde sinek uçması, gözde lekelenme olması ve gözde siyah noktaların belirmesi gibi ifadeler kullanılabilmektedir. Bu rahatsızlığın sebebi ise gözün içerisini dolduran ve oldukça düzenli bir halde bulunan vitreus yapısını oluşturan liflerin düzeninin ve yapısının bozulmasıdır. Yaş ilerledikçe ortaya çıkan bu durumda en büyük rol göz kaslarının yorulmasıdır. Yorulan göz kasları, vitreus yapısındaki liflerin bozulmasına ve düzenini kaybetmesine sebep olmaktadır.


            Gözde oluşan siyah noktalar rahatsızlığı tedavi edilmediği takdirde daha ağır sonuçlara yol açabilmektedir. Erken teşhis oldukça önemli rol oynamaktadır. Eğer rahatsızlık erken teşhis edilirse lazer tedavisi olan vitreolizis uygulanabilmektedir. Eğer hastanın durumu erken teşhis edilmez ise retina dokusu ayrılabilmekte ve gözünüzde ağır tahribatlar yaratabilmektedir. Körlük problemine kadar yol açabilen bu rahatsızlığa sahip olduğunuzu düşünüyorsanız mutlaka bir göz doktoruna giderek kontrol yaptırmanızda fayda olacaktır. 

Kornea Nedir Korneayı Etkileyen Hastalıklar Nelerdir Kornea Ameliyatları Nelerdir?

kornea

Kornea Nedir Korneayı Etkileyen Hastalıklar Nelerdir Kornea Ameliyatları Nelerdir?


            Kornea çoğu insan için yabancı bir kelime olarak bilinmektedir. Fakat işlev olarak oldukça önemli önemli görevlere sahiptir. İnsan vücudunda birçok organ ve uzuv yer almaktadır ve hepsinin ayrı ayrı görevleri bulunmaktadır. Birçoğunun hayatı büyük oranda etkileyebilecek görevleri bulunmaktadır. Göz her insan için oldukça önemlidir.

            Hepimizin bildiği gibi görme işlevini sağlamaktadır ve içerisinde birçok küçük maddeler ve uzuvlar yer almaktadır. Küçük oldukları halde işlevleri büyük olan uzuvlardır bunlar. Bunlardan biri de korneadır. Kornea gözün renkli olan kısmında yer almaktadır. Korneanın işlevleri şu şekildedir;

 1) Gözü bir kalkan gibi korumaktadır. Dışarıdan gelebilecek herhangi bir tehlikeden gözü korumaya çalışmaktadır. Mikroplar, toz ya da zarar verecek herhangi bir maddenin iç kısma ulaşmaması için yer almaktadır.

 2) Kornea ışıkların göze gelişinin giriş kısmıdır. Işınların göze geldiği zaman kırılmasını sağlamaktadır. Hatta bununla birlikte dışarıdan gelecek olan UV adı verilen zararlı ışınlarında bir kısmının belirli bir ölçüde filtrelenmesini de sağlamaktadır.

 KORNEAYI ETKİLEYEBİLECEK HASTALIKLAR


            Korneayı etkileyebilecek birçok hastalık yer almaktadır. Bunların bir kısmına engellemeye çalışabiliriz fakat hepsini engelleyebilmek imkânsızdır. Korneayı etkileyebilecek hastalıklar şu şekildedir;

 1) Kişiyi etkileyen alerjik durumlar: Çoğunlukla polenlerden kaynaklanan, bunun dışında ise kuru, sıcak havalar, kullanılan kozmetik ürünler, ilaçlar ya da lensler gözün alerji olmasına sebep olmaktadır. Gözde yanma, kızarıklık, şişlik, sulanma ya da batma gibi belirtileri gözlenmektedir.

2) Konjonktivit: Konjonktivit gözün beyaz kısmında bulunan bir dokudur. Bazı enfeksiyon durumlarında gözde yanma, kızarıklık vb. durumlarla karşılaşılmaktadır. Bazen ise kişiden kişiye bulaşabilmektedir. İlerleyen rahatsızlıklarda gözde görme kaybına bile sebep olabilmektedir. O yüzden bu tip rahatsızlıklarda bir uzmana görünmek en doğrusudur.

3) Kornea enfeksiyonları: Göze bulaşan değişik mantar, virüs ya da mikroplar korneada enfeksiyona sebep olmaktadır. Gözde çapaklanma, yanma ya da sulanma gibi belirtileri yer almaktadır. Bunun sonucunda lekelenmeler oluşabilir.

4) Kornea distrofileri: Bu rahatsızlık sebebi bilinmeyen nedenlerden de meydana gelir aileden gelen bir durum olarak da gözlenebilmektedir. Saptanması genellikle zordur. Bulanık görmeye sebep olabilir.

5) Pterigium: Gözün yan kısmında yer alan pembe renkli üçgen şeklindeki dokunun kornea üzerine gelmesi sonucu oluşur. Genellikle yaz aylarında görülmektedir. İlerleyen yaşlarda görülen bir rahatsızlıktır. Ciddi bir durum olmadığı sürece uzmana başvurulması önerilmemektedir. Zaman zaman tekrarlanabilir.

6) Kornea ülseri: Göz açık kaldığı zaman gözde kurumalar meydana gelmektedir. Buda kornea ülserine sebebiyet verebilir. İsminden de anlaşılacağı gibi basit bir rahatsızlık değildir ve bir uzmana gidilmesi gereken durumdur. Çünkü gözde görme kaybına sebep olabilir.

7) Kuru göz: Gözyaşı kornea ve göz için oldukça önemlidir. Gözyaşının az bulunduğu insanlarda kuruluk hissi görülmektedir.

8) Keratokonus: Korneanın şeklinin değişmesidir. Normal şekline oranla daha dışta görünmektedir ve bulanık görmeye sebep olabilir. Bu hastalığının birçok tedavi yöntemi yer almaktadır uzman bir doktora başvurduğunuz zaman sizin için uygun olan tedavi şeklini sizlere sunacaktır.

            Bazı durumlarda kornea nakline gerek duyulmaktadır ve bunun birçok nedeni bulunmaktadır. Bunlar ise şunlardır;


 1) Bazı kornea hastalıkları sonucunda
 2) Göz ameliyatı sonucunda korneanın hasar görmesi
 3) Enfeksiyonlardan kaynaklı korneada yara dokularının ya da damarların oluşması
 4) Korneanın şeklinde meydana gelebilecek bozukluklar
 5) Kazalar sonucunda korneanın zarar görmesi
 6) Kornea nakili sonrasında vücudun yeni korneayı kabul etmemesi durumunda yeniden kornea nakli yapılabilir

            Kornea nakli genel anlamda görmede olan bozuklukları düzeltmek için yapılmaktadır ve daha iyi görmemizi sağlamaktadır. Her ameliyatta yaşandığı gibi bu ameliyatta da bazı riskler yer almaktadır. Ameliyat sırasında oluşabilecek farklı komplikasyonlar sonucunda bazı risklerle karşılaşılabilir.                                                                      
                       


Konjonktivit Nedir ?

Konjonktivit Nedir?


Konjonktivit nedir?


            Konjonktivit bir iltihaplanma hastalığıdır. Adını hastalığın oluştuğu bölgenin yani gözün en dış tabakasının iç yüzeyinin isminden alır, bu kısma verilen ad konjonktivadır. Konjonktivit enfeksiyon sonucunda iltihaplanma başlaması sonucunda oluşur. 3 farklı türü vardır. Hepsinde nedenleri ve tedavi şekli farklı süreçlerde devam eder. Konjonktivit hastalığına halk arasında göz nezlesi denilmektedir.

 Konjonktiviti belli eden belirtiler vardır. Bunlar:


 1. Göz içerisinde kılcal damar görüntüsü veren kızarıklık
 2. Göz kapaklarında anormal şişme
 3. Göz içerisinde sürekli yanma hissi
 4. Göz içerisinde sürekli kaşınma hissi

            Konjonktivit hastalığının başlıca belirtileri göz içerisinde kızarmaların başlaması, damar damar bir görüntü oluşmasıdır. Bu gibi durumlarda hemen bir göz doktoruna başvurulması gerekmektedir. Bir diğer belirti göz kapaklarının şişik bir hale gelip görmeyi engellemeye başlamasıdır. Bu da konjonktivit hastalığı oluşumu anlamına gelebilir. Erken teşhis her tür hastalıkta olduğu gibi konjonktivit için de çok önemlidir. Göz kapaklarında bir rahatsız edici bir şişkinlik hissi oluştuğunda doktora danışılmalıdır. Göz içerisinde sürekli oluşan yanma veya sürekli kaşıma isteği de konjonktivit hastalığına işaret eder.

 Konjonktivit türleri nelerdir?


            Konjonktivit hastalığı oluştuğu sebebe bağlı olarak farklı türlere ayrılır. Bu türlerin her birinin tedavi yolu birbirinden farklıdır. Konjonktivit teşhisi konulduktan sonra doktorun ilk yapacağı hastalığın türünü belirlemek ve buna göre bir tedavi yöntemi seçmektir. Bu aşamada hastanın bilgilendirilmesi gerekir. Konjonktivit hastalığı türleri nelerdir?

 1. Viral konjonktivit
 2. Bakteriyel Konjonktivit
 3. Alerjik konjonktivit

 1. Viral konjonktivit


            Viral konjonktivit türünde hastalık bulaşıcıdır ve kornea da hastalıktan etkilenebilecek haldedir. Viral konjonktivit türünün insanlar içerisinde yaygın olduğu ve yaygın olmadığı dönemler vardır. Okul, iş yeri gibi toplu şekilde yaşanan alanlarda bir kişinin hastalığa sahip olması herkesi etkileyebilir.

            Viral konjonktivit gözlerde aşırı çapaklanmaya, batma, ağrı ve bulanık görme gibi sonuçlara sebep olur. İnsandan insana geçişi için her hangi bir temas söz konusu değildir, hava yoluyla bulaşabilir. Ancak insanlar arasında ortak havlu kullanma gibi durumlar söz konusu ise bulaşma ihtimali daha fazladır. Viral konjonktivitte gözlere soğuk kompress yapak hastayı rahatlatır. Tedavide göz damlaları kullanılır.

 2. Bakteriyel konjonktivit


            Bakteriyel konjonktivitin sebebi gözün koruması görevini üstlenmiş olan zar tabakasının iltihap kapmasıdır. Bazı durumlarda tek göz bakteriyel konjonktivit olurken bazı durumlarda iki göze birden de sıçrayabilir. Bakteriyel konjonktivitte gözde aşırı şekilde yaş üretilir, sürekli bir ağlama hali mevcuttur. Bu konjonktivit türünde sabahları hasta çapak oluşumundan gözlerini açamayacak hale gelebilir.

            Bakteriyel konjonktivit hemen anlaşılır. Bunun sebebi kalın ve sarı renkte bir akıntıya sebep olmasıdır. Bunun dışında göz kapağında aşırı şişme ve kızarıklık gözlenebilir. Bakteriyel konjonktivit ciddiye alınmazsa görme yetisini olumsuz yönde etkileyebilir. Tedavi yönteminde genellikle damla kullanılır ancak bazı örneklerde düzenli bir ilaç tedavisi de yapılabilir.

 3. Alerjik konjonktivit


            Alerjik konjonktivit en çok görülen konjonktivit türüdür. Havada gezinen maddelere olan alerji sonucu ortaya çıkar. Genellikle her iki gözü birden etkisi altına alır. Genellikle bahsedilen alerji kaynakları polenler, hayvan tüyleri, tozlar ve küftür.

            Alerjik konjonktivit en belirgin şekilde kaşıntıdan anlaşılır. Gözler sürekli olarak kaşınır ve hastanın yaşamını olumsuz bir şekilde etkiler. Kaşınmanın yanı sıra yanma, ödem gibi belirtiler de eşlik edebilir. Alerjik konjonktivit kendi içerisinde birkaç türe ayrılır. Geçici bir hastalıktır. Hastalığa sebep olan kaynaktan uzaklaşıldığında genellikle atlatılır. Hastalığın kaynağı polen ise bir dönem devam edebilir ve bu süreçte göz damlası ile destek alınır.


Katarakt Nedir, Nedenleri Ve Tedavisi

Katarakt

Katarakt Nedir, Nedenleri Ve Tedavisi


Katarakt nedir?


            Gördüğümüz görüntülerin net bir hal almasını sağlayan yapı göz merceğidir. Göz merceği göze yansıyan ışınları kırıp, ağ tabakaya düşürür ve bu şekilde görüntüyü netleştirir. Göz merceğinin iki tane yüzü vardır ve ikisi de dışarıya doğrudur. Göz merceği esnek olduğu için çapı değişebilir. Bu sebeple yakına ve uzağa bakılırken çapını değiştirir ve görüntünün net kalmasına olanak verir. Katarakt ise bu göz merceğinin saydam yapısını kaybetmesi ile oluşan bulanık görme sorunudur.

            Halk arasında göze perde inmesi şeklinde açıklanan bu durum aslında çok ciddi bir hastalıktır. Zamanla körlüğe sebep olabilir. Katarakt hastalığının çeşitli türleri vardır. Genellikle katarakt yaşlılık ile beraber ortaya çıkan bir hastalıktır. Bunun dışında kataraktın bebek kataraktı gibi türleri de vardır. Bebek kataraktı annenin hamile iken kızamıkçık hastalığı geçirmesi durumlarında ortaya çıkar.

 Katarakt nedenleri ve belirtileri


            Kataraktın nedenlerinden ilki ve en sık görüleni yaşlılıktır. Göz merceği olarak bahsedilen yapının etrafı kapalıdır. Zamanla bu yapının çevresinde eski hücreler ve bir takım proteinler birikir ve atılamaz. Bu da gözün saydamlığını kaybetmesine sebep olur.

            Yaşlanmaya ek olarak şeker hastalığı, tiroid hastalıkları, tansiyon hastalığı gibi sorunlar da katarakt hastalığının sebeplerindendir. Genç kişilerde katarakt hastalığının ortaya çıkmasının sebebi ise güneşe fazla uzun süreler bakma, bir darbe alma, çarpma olarak sıralanabilir. C vitamini kataraktın oluşmasını önler. Bu sebeple c vitamini almak çok önemlidir.

            Katarakt hastalığının en önemli ve bariz belirtisi bulanık görme, görememe sorunudur. Katarakt olan kişide görüş giderek azalır, çift görme, çatallı görme gibi problemler ortaya çıkar. Katarakt yetişkin insanlarda erken fark edilir ancak bebeklerde kataraktın fark edilmesi çok zordur. Ebeveynler bebeğin ışığa ve çevreye verdiği tepkileri takip etmeli ve şüphelendikleri bir durumda direk doktora başvurmalıdır. Katarakt hastalığında erken teşhis çok önemlidir.

 Katarakt hastalığı tedavisi


            Katarakt hastaları genellikle bulanıklıktan şikâyet ederek göz doktoruna başvurduklarında gözlerine mikroskobik bir bakış ile teşhis edilirler. Doktor göze baktıktan sonra hastanın görme problemlerini dinler ve bu şekilde teşhis koyulmuş olur. Hastaya ameliyat ve hastalık hakkında bilgiler verir. Ameliyattan sonra ne kadar görebileceği hakkında uyarılarda bulunur.

            Katarakt hastalığı ilaç kullanılarak geçmez. Katarakt hastalığından kurtulmak için ameliyat olmak ne yazık ki tek çözüm yöntemidir. Tedavisi yapılmayan katarakt hastalığının sonu körlük olabilir. Katarakt teşhisi konulduktan sonra hiç zaman kaybetmeden ameliyat yapılmalıdır. Katarakt ameliyatında en çok kullanılan teknik fako tekniğidir. Gözün içerisine küçük bir delik aracılığı ile girilir ve bir yapay mercek takılır.

            Katarakt ameliyatı kısa sürer ve herhangi bir riski bulunmaz. Hasta bu teknik ile ameliyat olduktan kısa bir süre içerisinde tekrar görmeye başlar. Katarakt hastalığında erken teşhis ve tedavinin yeri çok büyüktür. Erken tedavi ile tamamen görme sağlanır. Katarakt ile kör olmuş bir hastanın tekrar görmesini sağlamak çok daha zordur bunun sebebi de katarakt hastalığının zaman geçtikçe göz için başka problemler de doğurmasıdır.

            Katarakt ameliyatı olduktan sonraki 2 hafta boyunca görme derecesindeki düzelme devam eder. 15. günden sonra artık gözler son halini almış olur. Ameliyat sonrasında doktorun da hastayı bilgilendireceği bir kaç önemli konu vardır. Bunlardan en önemlisi hastanın duş alırken dikkat etmesidir. Duş alırken doktorun verdiği kapaklar takılmalıdır. Buna ek olarak hasta olabildiğince eğilmemeli, gözünü ovuşturmamalı ve bu tip göze baskı uygulayan fiziksel hareketlerden olabildiğince kaçınmalıdır. Ameliyat sonrası verilen ilaçlar düzenli bir şekilde kullanılmalı ve doktorun önerilerine uyulmalıdır.


24 Nisan 2017 Pazartesi

Orbital Selülit Ve Tedavi Süreci

orbitral selülit

Orbital Selülit Ve Tedavi Süreci


            Orbital selülit, göz kapağında ve göz çevresinde ortaya çıkan bir enfeksiyon türüdür. Bu hastalık çoğunlukla üst solunum yolu enfeksiyonu vasıtasıyla yayılım göstermektedir. Orbital selülit olarak adlandırılan sağlık problemi, hastada görme yitimine ve hayati yönden tehlikeli bir risk taşıması bakımından yatak tedavisi ile tedavi sürecine dahil edilir. Orbital selülit enfeksiyonu, göz çevresinde bulunan bakterilerin yol açtığı bir enfeksiyon olma özelliği taşımaktadır. Bu hastalığın ortaya çıkması sırasında göz çevresinde kızarıklık, yanma hissi ve şişme hissi ortaya çıkar.

            Bu hastalığın söz konusu olduğu çocuklarda ateş görülür. Orbital selülit hastalığının çocuklarda görülme olasılığı yetişkinlere göre daha yüksektir. Bu hastalıkta erken tedavi son derece önemlidir. Geç teşhis konulan hastalık, enfeksiyon görülmemesi durumunda bile görme kaybına sebebiyet vermekle birlikte hastada hayati bir tehlike oluşturur. Orbital selülit hastalığının ilerlemesi ve tedavinin geç başlaması durumunda enfeksiyon görme çukuruna kadar ilerler ve kalıcı körlüğe sebebiyet verebilir. Bu yönüyle erken teşhisi çok büyük bir önem taşımaktadır.

 Orbital Selülit Hastalığının Sebepleri Nelerdir?


            Göz kapağından bulunmakta olan bakterilerin sebep olduğu son derece ciddi sonuçları olan bu enfeksiyon, bir böcek ısırığı ya da bir çizik sebebiyle ortaya çıkabilmektedir. Bu ve benzeri durumlarda bu bölgede bulunmakta olan bakterileri, enfeksiyon sürecini hızlandırmaktadır. Ayrıca üst solunu yolu hastalıkları ile birlikte göz bölgesine kadar sıçrayabilme yeteneği sergileyen bir enfeksiyon biçiminde olabilmektedir. Ve ya başka bir deri enfeksiyonu vasıtası ile bulaşarak ortaya çıkabilmektedir.

 Orbital Selülit Hastalığının Belirtileri Nelerdir?


            Bu hastalığın şişlik şeklinde belirtileri bulunmaktadır. Göz ve göz çevresinde kızarıklık oluşumu da hastalığın en belirgin belirtileri arasında yer almaktadır.

 Hastalığın Tanısı


            Gözün muayenesi esnasında, var olan enfeksiyonun dışsal görüntüsü ve içerisinde bulunan durumu çeşitli tetkik ve tahliller aracılığı ile belirlenir. Hastanın fiziksel muayenesi neticesinde bir görme sorunu söz konusu ise hastalığın yayılma eğilimi göstermekte olup olmadığının tespiti yapılır. Hastalık kan testi ve akıntılardan tetkikler yapılarak teşhis edilir. Bu işlemin yapılmaması halinde ciddi komplikasyonların ortaya çıkmasına neden olabilir. Hastalığın özelliklede yüzdeki söz konusu durumunun belirlenebilmesi için tomografi çektirilmesi son derece önemlidir.

 Hastalığın Tedavisi


            Hafif şiddetteki orbital selülit hastalığında erken teşhisin sayesinde oral yol ile alınan antibiyotikler, ortaya çıkmış durumda olan enfeksiyonu iyileştirici bir etki gösterir. Bu hastalığın görüldüğü küçük çocuklarda ise yatarak tedavi yöntemi uygulanması gerekmekte olup inravinöz olarak antibiyotiklerin hastaya verilmesi yoluna gidilir. Eğer orbital selülit iyice ilerlemiş durumda ise hasta sürekli olarak gözetim altında tutularak antibiyotik verilir. Göz içerisinde hastalık nedeniyle oluşan basıncın giderilmesi amacıyla cerrahi müdahale gereksinimi ortaya çıkabilmektedir.

 Orbital Selülit Hastalığının Özellikleri

 -Orbital selülit bir yumuşak doku enfeksiyonu olarak görülür.
 -Sinüzit ve benzeri hastalıkların ortaya çıkmasından dolayı kaynaklanabilmektedir.
 -Her yaşta görülebilen bir hastalıktır.
 -Diş enfeksiyonu ile başlayarak lokal bir enfeksiyona dönüşebilmektedir.
 -Göz ameliyatı sonrasında ve cerrahi işlem esnasında enfeksiyon yolu vasıtası ile oluşabilir.

 Orbital Selülit Hastalığının Sebep Olduğu Görme Sorunları


 -Göz sinirlerinde bozulma olasılığı
 -Görme kaybı
 -Optik kayma

            Hastalık esnasında oluşan apselerde herhangi bir düzelme olmaması halinde, apselere acil olarak drenaj uygulaması gerçekleştirilir. Ve ya damar içi antibiyotiklerin verilmesi söz konusu olabilir. Komplike olmayan orbital selülit hastasının hastanede yatış süresi 10-15 gün arasında değişiklik göstermektedir. Hastanın yatarak tedavi süreci tamamlanmış olsa da oral yol ile alınacak olan ilaçlar bitinceye kadar ilaç alımına devam edilmesi son derece önemlidir. İlaç alım süresi de ortalama olarak 1 hafta kadar sürdürülmektedir.



Graves Hastalığı Belirtileri Ve Tedavi Süreci

Graves Hastalığı Belirtileri Ve Tedavi Süreci


            Graves hastalığı, tiroid olarak adlandırılan bezlerin aşırı bir şekilde çalışmasına (hipertiroidi) sebebiyet veren bir otoimmün hastalığı tanımlanmaktadır. Otoimmün hastalıkları olarak ifade edilen sağlık problemlerinde vücudun yanlışlıkla kendi hücrelerine saldırması neticesinde ortaya çıkmaktadır.

 Graves Hastalığı Nedir?


            Graves olarak adlandırılmakta olan hastalık, hipertiroidnin en yaygın formlarından biri olma özelliğine sahiptir. Graves hastalığı söz konusu olan bireylerde, bağışıklık sistemi sağlıklı durumdaki tiroit hücrelerine saldıran immunoglobülinler üretmektedir. Ortaya çıkan bu immunoglobülinler, tiroidin aşırı miktarlarda tiroit hormonu üretmesine sebebiyet vermektedir.

            Tiroit bezi tarafından salgılanan tiroit hormonu, beyin gelişimi, sinir sistemi fonksiyonu düzenleme ve vücut sıcaklığı gibi insan vücudu için büyük öneme sahip olan fonksiyonları düzenleyici özelliği bulunan bir hormondur. Ortaya çıkan Hipertiroidinin tedavi edilememesi halinde aşırı duygusallaşma, kilo kaybı, depresyon, fiziksel ve mental yorgunluk ortaya çıkar.

 Graves Hastalığının Sebebi


            Vücudun kendi sahip olduğu bağışıklık sisteminin vücutta var olan sağlıklı hücre ve dokulara saldırmasına sebep olan bir hastalık olan Graves’in sebebi kesin bir şekilde henüz bilinebilir durumda değildir. Bilim insanları, antikorların kendi sağlıklı hücrelerine saldırma yöneliminin kalıtsal biçimde aktarılabilen bir sağlık sorunu olduğunun biliniyor olmasına karşın, Graves hastalığına neyin yol açtığı ve ya hangi etkenlerin hastalığın gelişmesine sebebiyet verdiği ile ilgili olarak kesinlik arz eden bir bilgi henüz söz konusu değildir.

 Kimler Graves Hastalığı Riskini Taşır?


 -Kalıtım, cinsiyet, stres, yaş ve benzeri nitelikteki etkenlerin potansiyel risk faktörleri oldukları yönünde bir düşünce söz konusudur.
 -Vitiligo, romatoid artrit ve tip 1 diyabet hastalığı gibi herhangi bir otoimmün sağlık problemi de risk artırıcı rol üstlenmektedir.
 -Graves hastalığı çoğunlukla 40 yaş altında olan bireylerde görülmektedir.
 -Graves hastalığının özellikle 20 ila 40 yaş arası kadınlarda görülme olasılığı erkeklere kıyasla 10 kat daha fazladır.

 Graves Hastalığının Belirtileri Nelerdir?


            Genel olarak Graves hastalığının ortaya koyduğu belirtiler hipertiroidi ile benzerlik göstermektedir. Bu belirtiler şu şekildedir;

 -Uykusuzluk
 -İştahta artış
 -Kaygı
 -Çift görme sorunu
 -Guatr
 -Yorgunluk hissi
 -Erkek hastalarda göğüs büyümesi
 -Konsantrasyon problemi
 -Göz kaşıntısı ve gözlerde sulanma
 -Bağırsak hareketlerinde artış
 -Aşırı terleme
 -Kilo kaybı
 -Nadiren Kilo artışı
 -Titreme
 -Kaslarda güç kaybı
 -Sinirlilik hali
 -Nefes almada güçlük
 -Hızlı ve düzensiz kalp atışları
 -Kadın hastalarda düzensiz aybaşı dönemleri

            Graves hastalarının çok azında kaval kemiği bölgesinde deri üzerinde kızarıklık ve kalınlaşma görülebilmektedir. Graves hastalığın bir diğer belirtisi de oftalmopati olarak ifade edilen göz kapağının geri çekilmesiyle birlikte göz yuvarlağının büyümüş gibi bir görünüm sergilemesidir. Bu belirti graves hastalarının %25’inde görülebilmektedir.

 Graves Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?


            Hastayı muayene eden ve şikâyetlerini dinleyen Doktor, Graves hastalığından şüphelendiği taktirde hastasından laboratuvar testleri isteyebilmektedir. Böyle bir durumda Endokrinologlar fiziksel testlerin yanı sıra aşağıda listelenmiş olan testleri de yapmaktadırlar.

 -TSH testi
 -Kan testi
 -TSI testi
 -Tiroit taraması

            Bu testlerin elde edilen sonuçlarının kombine edilmiş olduğu hastanın Graves hastası olduğu ya da olmadığı teşhis edilir.

 Hastalığın Tedavisi


            Graves hastalığının tedavi yöntemi hastanın tiroit bezlerinin büyüklüğüne, hastanın yaşına, hastanın genel durumuna ve hastanın tercihine bağlı olarak belirlenir. Günümüzde uygulanan 3 tür tedavi yöntemi bulunmaktadır. Bu tedavi yöntemleri arasında tiroit hormonun üretilmesinin önlenmesi, cerrahi yöntem kullanılarak tiroit bezlerinin bir bölümünün alınması, tiroit bezlerinin bir bölümünü parçalayarak hormon salgılanmasının sınırlandırılmasını sağlayan radyoaktif iyot kullanımı yer almaktadır.

            Genellikle hastalara uygulanan ilaç tedavisi güvenilir bir nitelik taşır ve hasta birkaç aylık bir süreç içerisinde normal hormon dengesine kavuşur. Radyoaktif İyot Terapisi ile hastanın vücudunda daza az düzeyde tiroit hormonu salgılanması sağlanır. Ancak bu tedavi yöntemi gebeler için uygun bir tedavi değildir. Tiroit ameliyatı çoğunlukla guatr hastalığı olanlarda, kanser olma riski taşıyanlarda ve gebelerde tercih edilen bir tedavi yöntemidir.





Göz Uçuğu

okulerherpes hastalığı

Göz Uçuğu


            Halk arasında göz uçuğu olarak adlandırılan Oküler Herpes hastalığı korneayı etkileyen ve ilerleyen safhada körlüğe neden olabilen ciddi bir hastalıktır.

            Göz uçuğu, Herpes virüsünden kaynaklanan bir oluşumdur. Herpes virüsü insan vücudunun çok çeşitli bölümlerinde bulunabilir. Göze yerleşen Herpes türleri de vardır. Bunlar daha çok çocukluk çağında dışarıdan alınır ve zaman içerisinde korneada ilerleyerek iltihaba neden olur. Bu iltihap da oküler herpes hastalığı olarak adlandırılır. Göz katmanlardan oluşur ve bu iltihap ne kadar çok alt katmanlara ulaşırsa tedavisi de o denli zorlaşır bazı durumlarda ise görme kaybı geri kazanılamaz.

 Oküler Herpes hastalığının belirtileri nelerdir?


 1. Çocuklukta görülen bazı Herpes türleri iyi huyludur ve zamanla kendiliğinden geçtiği de olur. Burada Herpes virüsü gözün sadece en dışını etkiler. Gözde verdiği belirtiler kanlanma ve su kabarcıkları şeklindedir. Bu tür vakalar primer grubuna girer ve kolay tedavi edilirler. Çocuklarının gözlerinde kızarıklık veya su damlası gibi şişlik görenlerin vakit kaybetmeden göz doktoruna başvurmaları önerilir.

 2. Yine çocuklukta başlamak üzere hasta tedavi ediliyor fakat durum tekrarlıyor ise Herpes virüsü gözün daha iç katmanına ulaşmış demektir. Bu tür tekrarlayan göz herpesi vakalarında ışığa karşı aşırı bir duyarlılık gelişir. Görme eskisi kadar kaliteli değildir. Gözün kendi hissiyatı azalmıştır. Yer yer yaraların oluştuğu gözlense de ağrı durumunu hasta çok hissetmez. Çünkü Herpes göz sinirlerine yerleşmiş onların etkisini azaltmaya başlamıştır. Bu durum görme kaybının da başlangıcıdır. Tedavi erken safhada başlatılırsa hastalığın ilerleme hızı yavaşlatılabilir. Halen Herpes virüsü tam olarak ortadan kaldıracak bir müdahale biçimi bulunamamıştır. Tekrar eden göz herpesinin tekrar periyodu da belli değildir. Bazen yıllarca bir rahatsızlık vermez bazen de aynı yıl içerisinde birden fazla kez görülebilir.

 3. Herpes virüsü zamanında tedavi edilmezse korneada iltihap büyük hasara yol açar. Bu da görme kaybının kısmen ya da tamamen yok olmasıyla sonuçlanabilir. Bu bakımdan görme kaybı yaşayan insanların vakit kaybetmeden uzman bir göz doktoruna başvurmaları önerilir.

 Oküler herpes hastalığının sebepleri nelerdir?


 1. Güneş ışığı veya ultraviyole ışık altında fazla kalmak zaten Herpes bulaşmış bir gözde hastalığın tekrarına neden olabilir.
 2. Uykusuz kalmak, stresli bir hayat yaşamak ve düzensiz beslenmek vücut direncini azaltacağından Herpes virüsünün tekrar etkili olmasına yol açabilir.
 3. Başkalarının lensini kullanmak, herpesli birinin gözlere teması, hijyen koşullarının olmadığı mekânlarda yaşamak herpes virüsünün göze yerleşmesine neden olabilir.
 4. Çocukların herpesli bir tarafından öpülmesi gibi temaslar Herpes virüsünü bulaştırabilir.

 Göz uçuğu nasıl tedavi edilir?


            Uzman göz doktoru öncelikle herpes virüsünün hangi tabakaya kadar ilerlediğini çeşitli cihazların yardımıyla tespit eder. Antiviral ilaçlar herpesin gözün sadece dış tabakasını tuttuğu erken safhada çoğalmalarını önlediğinden kullanılır. Herpes virüsü ilerledikçe tedavisi zorlaşır. Bu aşamada kortizon tedavisi ilk önlemlerden biridir. Uygulanan tedavi başarılı olmaz ve korneada yırtık gibi bir hasar oluşursa bu aşamada cerrahi müdahale yöntemleri devreye sokulur.

 Oküler Herpes hastalığını önlemek için alınacak önlemler:


 1. Kişisel hijyene önem verilmesi ve ellerin yıkanmadan gözle temas ettirilmemesi.
 2. Bir başkasına ait gözlük ve kontak lens gibi eşyalar kullanılmaması.
 3. Kontak lens kullanan kişilerin lens hijyenine azami dikkat göstermesi özellikle gece yatarken lenslerin çıkarılması ve özel solüsyonunda saklanması.
 4. Çocukların başkaları tarafından yüzlerinden öpülmesine izin verilmemesi.
 5. İnsanların toplu olarak kullandıkları eşyalara değdikten sonra ellerin iyice sabunlu suyla yıkanması.
 6. Özelikle göz makyajı için ortak olarak kullanılan testerlardan uzak durulması önerilir.


Multi Fokal Lens Ve Kapak Enfeksiyonları

Kapak Enfeksiyonları

Multi Fokal Lens Ve Kapak Enfeksiyonları


            Günümüzde göz içerisine yerleştirilen yapay mercekle birçok görme problemin ortadan kaldırılmaktadır. Yakın zamana kadar kaliteli görme ümidi olmayan birçok hastanın multi fokal göz içi lens uygulaması ile tedavileri mümkün hale gelmiştir. Bu ameliyat hem miyop hem de hipermetrop olan gözlere yapılabilir. Aslında göz içi mercekler uzun zamandır yerleştiriliyor ama multi fokalin farkı yakın ve uzağa odaklanabilmesi ve doğal bir görüş sağlayabilmesidir.

            Multi fokal ameliyatı genel anestezi altında yapılan, kısa süren ve çabuk iyileşme sağlanan bir operasyondur. Ameliyatla bir kez yerleştirilen mercek normal koşullarda ömür boyu görevini yapar.

 Multi fokal ameliyatını kimler olabilir?


 1. 18 yaşından büyük bireyler ameliyat için sorun teşkil edecek başka bir hastalıkları yoksa bu ameliyatı olabilirler.
 2. İleri derecede miyopi veya hipermetropi sorunu yaşayanlar.
 3. Katarakt sorunu yaşayanlar.
 4. Kornea tabakasının inceliği gibi nedenlerle lazer için uygun olmayan hastalar bu yöntemle sağlıklarına kavuşabilirler.

 Trikiyazis


            Göz kapaklarında bulunan kirpiklerin içe dönerek enfeksiyon oluşturması durumu trikiyasiz olarak adlandırılır. Korneayı çizme tehlikesi olduğundan önemsenmelidir. Çizilen kornea enfeksiyonlara açık hale gelir. Enfeksiyon kapan korneada görme kayıpları yaşanır. Ayrıca batı bölgesinde şişlik ve iltihap oluşur. Trikiyazis hastalığı batan kirpiğin yok edilmesi ve bir daha çıkmasını önleyerek tedavi edilir. Kirpiği steril bir cımbızla almak ancak geçici bir çözümdür. Çünkü aynı kirpik tekrar köklenecektir. Bunun için batı yapan kirpiği dondurma veya yakma işlemi özel cihazlarla yapılır. Bu yöntemler ile sonuç çoğu kez kalıcı olur. İşlem sonrası hastaya rahatlatıcı bir pomat ve göz damlası verilir.

  Kapak Retraksiyonu


            Göz kapakları açıkken belli bir hizada durur ama kapak retraksiyonu olan kişilerde bu açıklık fazladır. Bu durum çoğu kez hastanın yüz ifadesine çok şaşırmış görüntüsünü verir. Kapak retraksiyonu göz kuruluğuna neden olabilir bu bakımdan önemsenmesi gereken bir hastalıktır. Bazı estetik göz kapağı ameliyatları da bu duruma neden olabilir. Göz kapağının normalden çok açık olması çoğu kez tiroit hastalığının habercisidir. Tiroit kaynaklı bir açılma varsa önce bu sorun giderilir. Diğer türlü açılmalarda genelde cerrahi operasyon yapılır.


Bebeklerde Göz Kapağı Sorunları

ankiloblefaron

Bebeklerde Göz Kapağı Sorunları


            İnsanlar doğal olarak bebeklerinin her açıdan sağlıklı olarak doğmasını isterler ama maalesef bu her zaman mümkün olmaz. Bebeklerin birçoğunu sağlık problemleri ile doğar. Bu sağlık problemlerinin bir kısmı da göz ve göz kapağı ile ilgilidir. Başlıca göz kapağı sorunları:

 1. Göz kapaklarının kısmı veya tam yapışık olması
 2. Göz kapaklarında şişlik, kepeklenme, akıntı olması
 3. Göz kapaklarının gözün görüş açısını örtecek derecede düşük ya da şekil bozukluğu olması
 4. Göz kapaklarının içe veya dışa dönük olması
 5. Kirpiklerde görülen şekil bozuklukları

 Epikantus


            Yeni doğanlarda bu göz kapağı şekil sorunu sıklıkla görülür. Epikantus ile doğan çocuklarda göz kapakları buruna doğru yarım ay gibi iner ve görüşü bir miktar kısıtlar. Bu durum alanda fazla deri oluşumundan kaynaklanır. Bu deri genellikle 5 yaşına kadar ameliyatla alınır. Görüş açısını engellemesi, yalancı şaşılık denilen rahatsızlığa sebebiyet vermesi ve estetik açıdan iyi görünmemesi açısından epikantus ihmal edilmemesi gereken göz kapağı sorunlarından biridir.

 Ankiloblefaron


            Emriyonun gelişimi sırasında oluşan bir durumdan kaynaklanan bir rahatsızlıktır. Normalde göz kapakları kirpikli bölümde aşağı ve yukarı olarak keskin çizgilerle ayrılır. Bu ayrılma olması gibi gerçekleşmemiş ve kısmi ya da tam yapışma söz konusu ise bu durum ankiloblefaron olarak adlandırılır. Tedavi için cerrahi yönteme başvurulur.

 Seboreik MGD


            Bebekte göz kapaklarında yağlı birikimler oluşuyorsa seboreik mgd durumu için doktor kontrolü gerekir. Bazı bünyelerde bu durum fazlaca görülür. Göz kapaklarında yağlı kepeklenmeler yoğun olarak gözlemlenir. Tedavisi doktor tarafından verilen damlanın yanı sıra göz kapağının doktor tarafından gösterildiği şekilde temizlenmesi ile yapılır.

            Bebeklerde göz kapağı sorunlarının birçoğu 5 yaşına gelmeden önce düzeltilebilen rahatsızlıklardır. Bazen daha ciddi sorunlar da söz konusudur. Örneğin bebekte hidrosefali sorunundan dolayı oluşan göz şekil bozuklukları, göz sinirlerinin çalışmaması, Graves hastalığı gibi ciddi durumların tedavisi daha zordur ve daha uzun zaman almaktadır. Bebekler ilk doğduklarında muayeneden geçerler ve gözler de kapsamlı bir şekilde incelenir. Doğuştan gelen birçok göz kapağı şekil sorunu tam anlamıyla düzeltilebildiğinden ailelerin bu konuda telaş etmemeleri önerilir.


Popüler Konular

Öne Çıkan Yayın

Göz Kapağı Şişmesi Nedenleri ve Tedavisi

Göz Kapağı Şişmesi Nedenleri ve Tedavisi             En hayati organlarımız arasında yer alan gözümüzü dış etkenlerden koruyan göz...

İletişim

Ad

E-posta *

Mesaj *

s

Blogger tarafından desteklenmektedir.